Metalurji ve Malzeme Mühendisliği

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği, metal ve alaşımlarının cevher veya hurda gibi kaynaklardan üretilmesi, saflaştırılması, alaşımlandırılması, şekillendirilmesi, korunması, kullanım süreçlerinde uygun özelliklere sahip olabilmesi; malzemelerin özellik, yapı ve bileşimi, sentez ve üretim şekli, performansı ve bunların arasındaki kuvvetli ilişkileri ve en önemlisi üretim-kullanım sürecinde çevresel kaygıları/sorumlulukları konu alan bir bilim dalıdır.

Bu tanım kapsamına, gerek doğal kaynaklardan gerekse ikincil kaynaklardan yola çıkarak insanlığa hizmet eden ve geleceğe dönük mühendislik malzemelerinin çevresel sorumlulukların gözardı edilmediği üretim yöntemleriyle üretilmesi, geliştirilmesi ve günümüzde metalurjik süreçlerde olduğu kadar hayatımızın her kademesinde karşımıza çıkan teknolojik-ekonomik-ekolojik olgu bileşenlerinin bir zorunluluk arz ettiği mühendislikler arası bir disiplin olma şeklinde misyon ve strateji odaklı çalışmaları da almak mümkün olmaktadır.

 Tarihin başlangıcından beri insanlığın gelişimi, zenginleşmesi, güvenliği ve yaşam kalitesindeki artış hemen hemen tümü ile yeni malzemeler ve bunların kullanımı ile üretilen ürünlerin geliştirilmesine bağlı bir yol izlemiştir. Yeni malzemeler ve bunların verimli üretimi olmaksızın, modern dünya araç ve gereçleri, makinalar, bilgisayarlar, otomobiller, hava araçları, iletişim araçları ve yapısal amaçlı ürünlerin varlığı mümkün olamazdı. İlk çağdan itibaren uygarlıkların kullandıkları temel malzemelerin çağlara adını verdiği görülmektedir.  Örneğin taş devri, daha sonraki süreç olan ve Doğu Anadolu’da Hasan Dağı’nın patlamasıyla ortaya çıkan lavların soğuması sonucu oluşan kayaların şekillendirilmesinin gündeme getirdiği yontma taş devri, ekonomik yapı ve bilginin gelişimiyle demir, bakır ve uzun bir süreç sonra da alaşımlandırma  tekniğinin gündeme getirdiği tunç devri bunların en güzel örneğidir. Metalurjinin tarihsel gelişimi açısından ise Anadolu medeniyetlerinin tarihsel bir misyon üstlenmesi ve ilk metalurjistlerin bu ülkede doğmaları ve insanlık tarihine yön vermeleri bu konuda bizlere öncülük yapmaktadır.

 

Ülkemiz’de 50. yılını dolduran Metalurji Eğitimi, ilk defa İTÜ bünyesinde kurularak, kimya, makina, inşaat, uçak-uzay, elektrik / elektronik, çevre ve hatta tıp alanında çok disiplinli bir bilim ve teknoloji dalı olarak gelişmesini sürdürürken, üretim süreçlerinde verimlilik, enerji ve hammadde üçlüsü ile uyum içinde olan yöntemlerin sektöre kazandırılmasında önemli rol oynamaktadır.

 İnsanların canlı varlıkların yapısını çözme ve bu yapıyı modellemeye yönelik çalışmalarının gelecekteki hayatımızı ne denli önemli bir şekilde etkileyeceği kuşku götürmez ve büyük bir heyecanla beklenen bir gelişmedir. Benzer şekilde, malzeme bilimcilerinin belli özellik beklentileri doğrultusunda tasarlayıp üretmeleri de aynı heyecanla beklenen bir gelişmedir. Modellenen malzemeler, metalurji ve malzeme başta olmak üzere, kimya ve makine mühendisleri tarafından üretilmeye çalışılacaktır. Doğadaki malzemelerin kusursuz yapılarının anlaşılması ve buna benzer yapıların sentetik olarak üretilip insanlığın hizmetine sunulması da günümüzde ve gelecekte önemli olan konulardır; bu bağlamda elektronik ve manyetik malzmeler, kompozit malzemeler, biyomalzemeler ve nano malzemelerin yeni malzeme grupları olarak üretilmesi ve geliştirilmesinin son yıllarda önemi çok artmıştır.

 Sonuçta, otomotiv, elektronik, savunma, inşaat, cam, seramik, tıp, beyaz ve kahverengi ev eşyaları ve diğer bir çok kitlesel sanayi üretiminin temeli olan metal sektöründe; Metalurji ve Malzeme Mühendisliği tarihin kendisine biçtiği misyon ve stratejiler sayesinde teknolojik-ekonomik-ekolojik kavram bütünlüğü içerisinde gelişmesini insan ve çevre uygulamalarıyla ön plana çıkaracaktır.